ağır hakaret

invective

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • hakaret görmek — ağır veya küçültücü davranış görmek, aşağılanmak Hakkı da var, tecavüze uğramayan, hakaret görmeyen kalmıyor. A. Gündüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dürzü — ünl., Ar. durzī Ağır hakaret ve küfür sözü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yakası açılmadık — sf., ğı Duyulmamış, ayıp, çok ağır hakaret içeren (söz, sövgü veya açık saçık nükte) Bir yandan yakası açılmadık küfürler, bir yandan dedikodu ve türküler. B. R. Eyuboğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • arsızın yüzüne tükürmüşler, yağmur yağıyor demiş — arsız ne kadar ağır hakaret görse de aldırmaz, pişkinliğe vurur anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • öfkesini kusmak — kızgınlıkla ağır hakaret etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gün yüzü görmemiş (söz veya küfür) — 1) hiç kullanılmamış 2) ortalığa çıkmamış 3) çok ağır hakaret içeren …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bıçak yarası geçer (veya onulur), dil yarası geçmez (veya onulmaz) — hakaret, ağır söz vb. gönül kırıcı davranışların hiçbir zaman unutulmayacağını anlatan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • istediğini söyleyen istemediğini işitir — bir kimseye hakaret etmek, ağır sözler söylemek doğru değildir, o da ağır sözlerle karşılık verir anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • giydirmek — e 1) Giyme işini yaptırmak Derhâl hamama soktu, sırtına temiz bir elbise giydirip huzura çıkardı. H. Taner 2) mec. Ağır sözler söylemek, hakaret etmek Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller giydirip kuşatmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.